20 Mayıs 2012, Pazar
Arama Yap
vandenizi.tc Editoryal

Masal Gibi Bir DENİZ..

Bu bir masal değil, Van Denizi’nin basit, yalın tariflerinden sadece biri. Dünya’nın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü, yöremizde Van Denizi olarak anılır. Çünkü yöreye en az deniz kadar verim katmıştır.

Münir Karaloğlu
Van Valisi

VAN DENİZİ EFSANELERİ
Doğu’nun mistik şehri Van’ın mührü Van Denizine ait efsane olmaması düşünülebilir mi?
29-03-2010 1461 defa okunmuş
Puntoyu Değiştir


Van denizi yalnızca tabiatı ve tarihi-kültürel özellikleri ile değil, efsaneleri ile de dilden dile anlatılmaktadır. “Ah Tamara” efsanesi ve “CanoVan” Türkiye’ye hatta yurtdışına mal olmuştur. Kısaca bu iki efsaneden bahsetmek gerekirse:

CanoVan: Yöre halkınca Van Denizi Canavarı (CANOVAN) diye isimlendirilen ve yalnızca göl içinde yaşadığı ileri sürülen yabani bir yaratık olduğu düşünülmektedir. İlk 1993 yılında kendisinden söz ettiren CANOVAN’ın varlığı günümüze kadar devam etmiştir. Bir zamanlar ulusal medya ve gazetecilerin yoğun ilgisini çeken bu sevimli yaratığın 15 metre uzunluğunda, sırtında sivri çıkıntıları olan bir varlıktır. Zamanla bu varlığı gördüğünü iddia edenlerin sayısı artınca olay medyaya da yansımış ve bunun üzerine bölgeye bir bilimsel araştırma ekibi göndermiştir. Ekip, araştırmalarında CANOVAN’a rastlamadıklarını söylemiş olsalar da sevimli canavarımızı bugün dahi gördüğünü söyleyen çok sayıda insan bulunmaktadır. Özellikle İnköy’ü ile Reşadiye mıntıkası arasında rastlanılan ve zararsızlığından dolayı halk arasında CANOVAN ismi verilen bu canavar anısına Gevaş ilçe merkezinde yaklaşık 4 metre yüksekliğinde bir heykel dikilmiştir.

Ah Tamara:
Van yöresinde anlatılan efsaneye göre, Van’da yaşayan bir keşişin dünyalar güzeli bir kızı varmış. Bütün Vanlı delikanlılar Tamara adındaki bu kıza hayranken, onun gönlü bir Türk gencindeymiş. İki sevgilinin gizli gizli buluştuğunu öğrenen keşiş, kızını bu sevdadan vazgeçirmek için çareyi onunla beraber Göl’ün en büyük adasına yerleşmekte bulmuş. Ancak gençlerin aşkı buna rağmen devam etmiş. Delikanlı her gece Tamara’nın adadan yaktığı feneri takip edip gölden yüzerek adaya gelir, sevgilisiyle buluşur, gün ışımadan da tekrar yüzerek geri dönermiş.

Bir zaman sonra keşiş durumu fark etmiş. Bir gece kızının bıraktığı işaret fenerinin yerini değiştirmiş. Delikanlı her zaman olduğu gibi yine ışığı takip ederek yüzmeye koyulmuş. Ancak kıyıdaki ışığın yeri sürekli değişiyormuş. Saatlerce yüzen delikanlı, bir türlü ışığı yakalayamamış, kollarındaki derman tükenmiş. Ve sonunda kendisini Van gölünün derinliklerine bıramak zorunda kalmış. Genç delikanlı dalgalar arasında son nefesini verirken, ‘Ah Tamara, ah Tamara’ feryatları, kayalıklardan yankılanarak, Tamara’ya kadar ulaşmış. Bunu duyan Tamara da hiç gözünü kırpmadan kendisini azgın dalgalara bırakmış ve kaybolmuş. Akdamar Adası’nın, işte bu acıklı olaydan sonra, ‘Ah Tamara’ nidasından geldiğine inanılır.

Toplam 0 yorum.
Yorum Yapın
  • - -- - 2 Yorum
  • - -- - 1 Yorum
  • - -- - 1 Yorum
copyright © 2010 | www.turkiyeninmarkalari.com
Gizlilik | Site Kullanım Şartları